20 Ağustos 2017 Pazar
14 Ağustos 2017 Pazartesi
SALTO İLE BALKABAĞI
Park bankalarının birinde oturuyordu. Birden aklına salto ile balkabağı arsında ne gibi bir münasebet olabileceği geldi.
İlk olarak tanımadığı bank arkadaşına sordu:
— Salto ile balkabağı arasındaki münasebet sizce ne olabilir?
— Saçmalamayınız, dedi adam
***
Fazıl Bey’le çay bahçelerinin birinde buluştu.
— Buranın çayına bayılıyorum doğrusu dedi Fazıl Bey.
— Hakikaten öyle, diye onu destekledi Gündüz Bey.
Bir süre sustular. Sonra, Gündüz Bey:
— Sahi dedi, salto ile balkabağı arasındaki münasebet nedir?
- Dam üstünde saksağan vur beline kazmayı, dedi Fazıl Bey.
Gündüz Bey’in hoşlanmadığı söylemlerden biriydi bu. Surat astı... Ayrılıncaya kadar.
***
Gündüz bey Erdinç Bey’in evine gittiğinde Erdinç Bey, her zaman olduğu gibi koltuğuna
gömülmüş kitabını okuyordu.
Gündüz Bey’i buyur etti, bir süre şundan bundan konuştular. Sonra, Gündüz Bey sualini
tevcih etti:
— Salto ile balkabağı arasındaki ilişki sence ne olabilir?
Erdinç Bey bir süre Gündüz Bey’in suratına dik dik baktı. Sonra:
— Bana bak Gündüz Bey, dedi. İyi hoş adamsın severim seni ama...
Az evvel bıraktığı kitabı aldı:
— Şu gördüğün kitabı akşama kadar bitirmem lazım. Ama sinirlerim bozuk olmazsa
bitirebilirim ben bu kitabı.
Kalktı odanın içerisinde dolanmaya başladı.
—Salto ile balkabağı arasındaki neymiş. Tövbe Yarabbi... Tövbe... Her şeyde beni bulur be!
Kapıyı açtı.
- Hade yine beklerim yine, müsait bir zamanda gel, dedi Gündüz Bey’e.
***
Zihni Bey, bir süre düşündükten sonra:
—Sen istersen bir hafta sonra gel. Ben bir hafta sonra salto ile balkabağı arasında münasebet
varsa, bu münasebetin ne şekilde şey ettiğini söylerim. Yoksa mesele yok zaten, dedi.
-...
—Şimdi söyle Gündüz... Mersinli Musa diye bir ahbabım var benim. Fevkalâde güreşçi...
Yarın erkenden ona gider salto ile ilgili ne varsa salto ile ilgili öğrenilmesi icap eden her
neyse onu öğrenir, bir kenara not ederim.
-...
—Eve gelir gelmez de, Diyarbakır’da ziraatçı bir arkadaş var, onu arar balkabağı ile ilgili ne
biliyorsan hemen bana yaz derim.
-...
—Bir taraftan da ben, kütüphanelere gider bu iki konu ile alâkalı veriler toplarım. Ve...
-...
— Bunları sentez eder...
Gündüz Bey ter içinde kalmıştı. Kalktı...
— Çok teşekkür ederim çok zahmet verdim, dedi
Zihni Bey’in “Dur nereye gidiyorsun “ demesine fırsat vermeden de, Zihni Bey’in evini
terk etti.
***
-Salto ile balkabağı arasındaki ilişki bence, Feyzullah Bey’in kedisi ile Ayten Hanımın geyiği
arasındaki ilişkidir, dedi Murat Bey.
—Gündüz Bey, böyle bir cevap beklemiyordu. Şaşırdı...
—Ne?
—Evet, salto ile balkabağı arasındaki iliki; Feyzullah Bey’i şeyi ile Ayten hanımın keçisi
arasındaki ilişkidir.
—Saçmalıyorsun ama.
—Niye? Niye saçmalıyorum?
Murat Bey’in karısı da oradaydı, araya girdi, kavgayı önledi...
***
Behsat Bey uzun uzun güldü soruyu duyunca.
—İlahi sen çok yaşa emi, dedi Gündüz Bey’e.
Bir süre sustuktan sonra da sürdürdü sözlerini:
—Ömür adamsın Gündüz Bey, böyle şeylerde hep senin aklına gelir...
Gözlerinden yaşlar akıncaya kadar güldü...
Gündüz Bey’i uğurlarken bile güldü.
***
—Abdullah Bey, siz bilirsiniz: Salto ile balkabağı arasındaki münasebet ne olabilir?
—Şimdi Gündüz Bey, salto ile balkabağını arasındaki ilişkiden bahsetmeden önce, Riyazi
Mehmet’ten bahsetmek isterim ben. Riyazi Mehmet...
Riyazî Mehmet’i anlattı Abdullah Bey, bir saate yakın Riyazî Mehmet’i anlattı.
***
Serhat Bey’i telefonla aradı Gündüz Bey, karşılık hal hatır sorulduktan sonra Gündüz Bey:
-Sana bir şey soracaktım da dedi...
Her zamanki nezaketiyle Serhat Bey:
—Estağfurullah, dedi. Buyurunuz.
—Şey, salto ile balkabağı...
Sözünü tamamlayamadı.
—Aferin be, dedi Serhat Bey. Sesi bayağı sert çıkmıştı. “Cidden aferin.”
Gündüz Bey gördüğü tepkiye şaşırdı.
— Balkabağı ha, balkabağı...
— Gündüz Bey yanlış anlaşılmaktan her zaman korkardı:
— Şey…
—Yazık sana be! Sensin balkabağı, sen kendin ile bul kafayı...
—Bir dakika Serhat Bey... Beni yanlış anladın galiba.
Gündüz Bey sözünün devamını getiremedi, telefon kapanmıştı.
***
Aynı soruyu Muammer’e sordu.
Muammer altı yaşındaydı.
—Salto ne demek Gündüz Amca?
—Sen boş ver şimdi onu, soruma cevap ver.
— Peki, balkabağı ne demek?
-Eeeeeee,dedi Gündüz Bey.
Çekti gitti.
12 Ağustos 2017 Cumartesi
TESTİ DOLSUN BEMEYLE TESTİ DOLMAZ (NACİ AYDOĞAN)
***
MERDİVEN
İlk hafta beklenen oldu
İkinci hafta moral bozdu
Performans sıfırdı yine
Üçüncü haftada da değişmedi bir şey
Dördüncüde bir şey oldu
On üzerinden biri buldu
İşte buydu kendini aşmak
Haftaya biri bir de olsa aşarsa
Birde ikiyi bulursa
Allah da derse “ Yürü ya kulum”
Haşim’ de dememiş mi,
“ Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden”
Değişim kolay değil
Hele hele birde kırk yıllıksa bu
***
MERDİVEN
İlk hafta beklenen oldu
İkinci hafta moral bozdu
Performans sıfırdı yine
Üçüncü haftada da değişmedi bir şey
Dördüncüde bir şey oldu
On üzerinden biri buldu
İşte buydu kendini aşmak
Haftaya biri bir de olsa aşarsa
Birde ikiyi bulursa
Allah da derse “ Yürü ya kulum”
Haşim’ de dememiş mi,
“ Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden”
Değişim kolay değil
Hele hele birde kırk yıllıksa bu
10 Ağustos 2017 Perşembe
DÜDÜK MAKARNA
Çoğu zaman olduğu gibi Ayaz Bey’in keyfine diyecek yoktu yine. Onun için her şey dört dörtlük müydü? Hayır. Lakin o, ne eder eder yaşamdan keyif alacak bir şeyler bulurdu her zaman.
Ayaz Bey, kapıdan girer girmez kendine has vücut hareketiyle gevşedi. Ayakkabılarını çıkardı. Sabahleyin evden çıkarken hazırladığı terliklerini giydi. Alnına konan sineğe “ merhaba” dedi. Bununla da yetinmedi elini sallayarak selamını pekiştirdi. Sinek hoşnut kalmamış olacak ki bundan uçtu gitti.
Ayaz Bey, salona geçince saatine baktı. Kaşlarını çattı. Kendisine koltuklardan ya da kanepeden birine atsa, sabahın ilk saatlerine kadar orada kalacağını biliyordu. Şimdiye kadar öyle olmayacak diye pek çok kez denemiş her defasında da aynı neticeye erişmişti. Bu bir daha denemeyeceği manasına gelmiyordu. Ama o, denemeyi, bugün yinelemeyecekti.
Yarına, yetiştirmesi gerekli bir de iş vardı Ayaz Bey’in. Gerçi yarın sabah da yapabiliri o işi ama şimdi yapması onun için daha hayırlı olacaktı. Yarın ortaya çıkacak bir aksilik işi yapamamacına sebep olabilir bu da kendisini sıkıntıya sokardı. Ayaz Bey, babaannesini ve onun zaman zaman kullandığı her defasında da haklı çıktığı bir sözü hatırladı. Bugünün işimi yarına bırakma. . Canı rahmet istedi herhalde diye düşünüp babaannesi için dua okudu duası bitince de ellerini açıp “ amin! dedi.
Ayaz Bey, çoraplarını çıkardı lavaboya gitti önce ayaklarını sonra elini yüzünü yıkadı. Pek sevdiği Zühtü türküsünden bir bölümünü mırıldanarak mutfağa geçti.
Samanlıksam kaldıramadım samanı da Zühtü
Ben sana kandım Zühtü
Hele hele hele yandım Zühtü.
Buzdolabının kapağını açtı. Buzdolabında yiyebileceği bir şeyler varsa da canı makarna çekti birden. Buzdolabımın kapağını yavaşça kapattı. Mutfak dolabının açık bırakılan çekmecesinden bir paket düdük makarna çıkardı. Makarna suyunu tencereye koydu. Ocağı yaktı. Tencereyi ocağın üzerine yerleştirdi. Sonra da hızlı adımlarla mutfaktan da daireden de çıktı. Karşı komşunun kapısını alacaklı gibi üst üste defalarca çaldı. Kapı açıldı. Kapıyı açan kadın Ayaz Bey’i görünce rahatladı. Geçen yıl evi satın aldığı kadın Ayaz Bey için bir şeyler söylemiş sonra da eklemişti.” Gecenin bir vaktinde kapını çalar abuk sabuk sorular sorarsa korkma, ocağa düdük makarna koymuştur.”
Mahsune Hanım sordu:
—Hayırdır komşu ne oldu?
Ayaz Bey, selam melam vermeden soruya soru ile karşılık verdi:
— Kocan yok mu?
— Yok, Niye sordun ki?
— Nerede?
— Bilmem.
— Oğlun.
— O da yok.
— O nerede?
— Ben bekârım komşu. O nedenle de ne oğlum var ne de kocam. Ha bu arada evlenmeye de hiç niyetim yok bunu da bilesiniz.”
Ayaz Bey, “ hay Allah der “ gibi bir harekette bulundu. Susup bekledi.
Mahsune Hanım bir elini beline dayadı. Bir garip gülümsedi.
—Ben yardımcı olayım, dedi.
— Ben dünkü mili maçın sonucunu merak etmiştim de onu soracaktım.
Kadın, gözleri ile birkaç kez Ayaz Bey’i tepeden tırnağa süzdükten sonra merakı üstün geldi, sordu:
— Ocağa makarna mı koydunuz?
Ayaz Bey,
— İçeriye girince atacağım dedi. Suyu kaynıyor.
— Düdük makarna mı?
— Yani…
Mahsune Hanım, gülümsedi.
— Milli maçı 2–0 kazandık dedi.
Sonra da, “ iyi geceler” dileyip kapıyı yavaşça kapattı.
Çoğu zaman olduğu gibi Ayaz Bey’in keyfine diyecek yoktu yine. Onun için her şey dört dörtlük müydü? Hayır. Lakin o, ne eder eder yaşamdan keyif alacak bir şeyler bulurdu her zaman.
Ayaz Bey, kapıdan girer girmez kendine has vücut hareketiyle gevşedi. Ayakkabılarını çıkardı. Sabahleyin evden çıkarken hazırladığı terliklerini giydi. Alnına konan sineğe “ merhaba” dedi. Bununla da yetinmedi elini sallayarak selamını pekiştirdi. Sinek hoşnut kalmamış olacak ki bundan uçtu gitti.
Ayaz Bey, salona geçince saatine baktı. Kaşlarını çattı. Kendisine koltuklardan ya da kanepeden birine atsa, sabahın ilk saatlerine kadar orada kalacağını biliyordu. Şimdiye kadar öyle olmayacak diye pek çok kez denemiş her defasında da aynı neticeye erişmişti. Bu bir daha denemeyeceği manasına gelmiyordu. Ama o, denemeyi, bugün yinelemeyecekti.
Yarına, yetiştirmesi gerekli bir de iş vardı Ayaz Bey’in. Gerçi yarın sabah da yapabiliri o işi ama şimdi yapması onun için daha hayırlı olacaktı. Yarın ortaya çıkacak bir aksilik işi yapamamacına sebep olabilir bu da kendisini sıkıntıya sokardı. Ayaz Bey, babaannesini ve onun zaman zaman kullandığı her defasında da haklı çıktığı bir sözü hatırladı. Bugünün işimi yarına bırakma. . Canı rahmet istedi herhalde diye düşünüp babaannesi için dua okudu duası bitince de ellerini açıp “ amin! dedi.
Ayaz Bey, çoraplarını çıkardı lavaboya gitti önce ayaklarını sonra elini yüzünü yıkadı. Pek sevdiği Zühtü türküsünden bir bölümünü mırıldanarak mutfağa geçti.
Samanlıksam kaldıramadım samanı da Zühtü
Ben sana kandım Zühtü
Hele hele hele yandım Zühtü.
Buzdolabının kapağını açtı. Buzdolabında yiyebileceği bir şeyler varsa da canı makarna çekti birden. Buzdolabımın kapağını yavaşça kapattı. Mutfak dolabının açık bırakılan çekmecesinden bir paket düdük makarna çıkardı. Makarna suyunu tencereye koydu. Ocağı yaktı. Tencereyi ocağın üzerine yerleştirdi. Sonra da hızlı adımlarla mutfaktan da daireden de çıktı. Karşı komşunun kapısını alacaklı gibi üst üste defalarca çaldı. Kapı açıldı. Kapıyı açan kadın Ayaz Bey’i görünce rahatladı. Geçen yıl evi satın aldığı kadın Ayaz Bey için bir şeyler söylemiş sonra da eklemişti.” Gecenin bir vaktinde kapını çalar abuk sabuk sorular sorarsa korkma, ocağa düdük makarna koymuştur.”
Mahsune Hanım sordu:
—Hayırdır komşu ne oldu?
Ayaz Bey, selam melam vermeden soruya soru ile karşılık verdi:
— Kocan yok mu?
— Yok, Niye sordun ki?
— Nerede?
— Bilmem.
— Oğlun.
— O da yok.
— O nerede?
— Ben bekârım komşu. O nedenle de ne oğlum var ne de kocam. Ha bu arada evlenmeye de hiç niyetim yok bunu da bilesiniz.”
Ayaz Bey, “ hay Allah der “ gibi bir harekette bulundu. Susup bekledi.
Mahsune Hanım bir elini beline dayadı. Bir garip gülümsedi.
—Ben yardımcı olayım, dedi.
— Ben dünkü mili maçın sonucunu merak etmiştim de onu soracaktım.
Kadın, gözleri ile birkaç kez Ayaz Bey’i tepeden tırnağa süzdükten sonra merakı üstün geldi, sordu:
— Ocağa makarna mı koydunuz?
Ayaz Bey,
— İçeriye girince atacağım dedi. Suyu kaynıyor.
— Düdük makarna mı?
— Yani…
Mahsune Hanım, gülümsedi.
— Milli maçı 2–0 kazandık dedi.
Sonra da, “ iyi geceler” dileyip kapıyı yavaşça kapattı.
9 Ağustos 2017 Çarşamba
GÜZEL SÖZ: HİÇBİR ŞEY ZOR DEĞİLDİR, YETER Kİ ONU UFAK PARÇALARA BÖLMESİNİ BİLELİM.( Henry Ford)
***
BEŞ KARIŞ SURAT
Hazetmezdi beş karış suratlılardan
Olabildiğince uzak dururdu
Aynaya bakmaktan hazetmezdi
Fol yok yumurta yokken ortada
Aynaya baktı bir gün
Suratı beş karıştı, yalnızdı.
Aynaya bakıp görmek kendini acıttıysa da canını
İyi de geldi
Mevlana’nın dediği gibi
“Dün dünde kaldı cancağızım
Artık yeni şeyler yapmak lazım.”
8 Ağustos 2017 Salı
İMTİHAN
Beklenmedik bir sorun doğdu
Bertaraf edildi tarafımdan
Gıdım gıdım da olsa
Gördüm ki
Tecrübedenmişim yaşamdan, çok da şey öğrenmişim
Aklım da bilgim de becerim de varmış meğer
Sen yapamazsın, beceremezsin diyenlere
Tokat gibi bir cevap oldu bu
Her sorun bir imtihan
Her imtihan bir kazançtır diyenler boşa dememiş
İmtihandan geçmek de güzel oluyor be!
Beklenmedik bir sorun doğdu
Bertaraf edildi tarafımdan
Gıdım gıdım da olsa
Gördüm ki
Tecrübedenmişim yaşamdan, çok da şey öğrenmişim
Aklım da bilgim de becerim de varmış meğer
Sen yapamazsın, beceremezsin diyenlere
Tokat gibi bir cevap oldu bu
Her sorun bir imtihan
Her imtihan bir kazançtır diyenler boşa dememiş
İmtihandan geçmek de güzel oluyor be!
7 Ağustos 2017 Pazartesi
HÜLASA
Derken,
Çatlamaz denilen de çatladı
Sabır taşı idi adı
Boşa dememiş atalar:
“ Fazla naz âşık usandırır amman ha”
Fazla nazdan mı, bahane mi?
Sabır taşı da çatladı
Öfke baldan tatlı oldu
Doğrular eğri edenler oldu, eğriler doğruyu buldu
Gök gürledi, yağmur ıslattı her yanı
Hava zaten serindi
Hülasa,
Tadından yenmez oldu.
Derken,
Çatlamaz denilen de çatladı
Sabır taşı idi adı
Boşa dememiş atalar:
“ Fazla naz âşık usandırır amman ha”
Fazla nazdan mı, bahane mi?
Sabır taşı da çatladı
Öfke baldan tatlı oldu
Doğrular eğri edenler oldu, eğriler doğruyu buldu
Gök gürledi, yağmur ıslattı her yanı
Hava zaten serindi
Hülasa,
Tadından yenmez oldu.
6 Ağustos 2017 Pazar
KIPKIRMIZI OLDUM BE!
— Kim idi?
— Bırak Allah’ını seversen deli mi ne...
— Tutturdu... Öp bakalım.
— Ne?
— Nasılsın yavrum, dedim.
— Eeee...
— Teşekkür ederim Abdülgani Amcacığım, nasıl olayım işte, siz nasılsınız, dedi.
— Hıı?
— Gözlerinden öperim, dedim.
— Haaa?
— Gel öp bakalım, dedi.
— Aaaaaa!
— Şoke oldum yahu... Kıpkırmızı oldum be...
***
— Canını sıkan bir şey var.
— Yooo
—Yo deme de anlat hadi, ne oldu?
...
— Lütfen
— Öğleyin
...
— Şöyle güzel bir döner yaptırdım kendime; bir büyükçe bardak da ayran aldım yanına.
— Eeee…
— Tam yemeye başlarken yanı başımda bir ses:”Selâmünaleyküm”
...
— Aleykümselâm dedik.
— Malumdur, âdettendir, buyur ettik.
— Eeee
- …
- ...
— Buyurdu
— Ne?
— Seni kıracağıma develerin bilmem neyini kırarım dedi, buyurdu.
...
— Gözlerimin içine baka baka, sildi süpürdü masadakileri
...
— Hani buyur etmek âdettendir de, şey yapmak da âdettendir yani...
...
— Şoke oldum yahu. Kıpkırmızı oldum be...
***
— Bugün arkadaşlardan biri geldi. Baktım sıkıntılı, neyin var, dedim.
— Eeee?
—Yahu kardeşim, dünyada adam kalmamış, dedi
— Derdi neymiş?
— Geçen gün bilmem nereden bilmem ne makinesi almış da...
...
— Paranın bir kısmını, az bir kısmını vermiş; geri kalanını da vade yapmış ama satıcı ille de
kefil diye tutturmuş. Kefili getir malı al demiş.
— Ne var yani şimdi bunda?
— Buna canı sıkılmış.
— Niye?
— Çalmadığı kapı kalmamış.
— Bu devirde de kefil bulmak zor hakikaten Maalesef kimsenin...
— Efendim?
—Yani kimsenin kimseye güveni kalmadı diyorum.
— Haaa...
— Eeee?
— Neyse, falancaya gitseydin dedim, gittim dedi. Filancaya gitseydin dedim gittim dedi.
— Senin anlayacağın kefil olmak istememişler pek. Duyunca bunları kızdım tabii. Ne yalan söyleyeyim birazda hava atmak için, yanımda arkadaşlar da var.”Senin gibi adama kefil olunmaz mıymış” dedim gururunu okşamak için.
...
— Ben böyle söyledikçe ezildi büzüldü tabii.”Sağ ol ağabey” dedi.
...
— O öyle söyledikçe ben açıldım; ben açıldıkça o ezildi büzüldü...
...
—Yahu öyle bir konuşmuştu ki baştan; kefili bulmuş gibi gelmişti bana.
...
— Sen yabancı değilsin, bana gelseydin dedim sonunda. Niçin ona buna gidiyorsun dedim. .Celâllendim aklım sıra bana gelmediği için.
...
...
...
— Ben de böyle söyleyeceğinizi bildiğim size geldim ağabey, demesin mi?
...
— Sorma yahu. Çıkarıp uzattı kâğıtları önüme. Hayır, arkadaşlar bari olmasaydı yanımda...
- ...
— Şoke oldum yahu... Kıpkırmızı oldum be...
***
—Tüh be... Vay be. dediğini duyunca, dayanamadım gittim yanına:”Hayrola ?”dedim
- ...
— Sen misin Abdülgani Bey? Gel şöyle otur hele biraz, dedi.
...
— Hayrola, dedim tekrar.
...
— Sana ne Abdülgani Bey demesin mi?
...
— Şoke oldum yahu. Kıpkırmızı oldum be!
***
O DEĞİLMİŞİM
Belki sıcak buldu, belki ısırdı gözü bir yerden
Belki de birine benzetti”
Bir fırsatını bulup yanaştı düğünde yanıma
Laf olsun diye bir şey dedi
Sohbet koyulaşınca biraz
Asıl mevzuca geldi
Salladı başını dedi:
—Kimsin? Kimlerdensin?
Şak şak Muammer dememişler boşuna bana
Uzattım elimi
Haylaz Muammer’in oğlu
Şak şak Murtaza derler bana, dedim.
İri gözlerime baktı mini gözleri ile
Dalyan boyumla boyunu kıyasladı belki
Şunun kadar da olamadık
Bir ipek gömlek bile giyemedik dedi belki
Pala bıyıkları vardı, benimkisi kaytandı
-Şakşak Muammer mi, dedi
Gerdim göğsümü:
-Evet, dedim.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)