FUTBOL HAKEMLİĞİ ZOR İŞ
Bazı anlar vardır donar kalırsınız. Bir şeyler söylemek isterseniz söyleyemezsiniz. Acımanız mı gerektiğine, gülmeniz mi gerektiğine karar veremezsiniz. Kendinizi, haydi o sözcüğü kullanmayalım, kötü hissedersiniz. Söz söyleyenlere bakarsınız, ağzı bir karış açık dinleyenlere bakarsınız. Öfkelenenlere, küfür edenlere, yorum yapmaya çalışanları izlersiniz.
Yazının başlığından anladınız. Futbol hakemliğinden bahsediyoruz.
Hakemlik değişik bir tutku değişik bir sevda olmalı ki bu kadar saldırıya göğüs gerilebiliyor. Kora halinde yapılan küfürlere gülüp geçilebiliyor.
Hakem, saniyeler içinde karar verecek düdük çalacak. Her babayiğidin harcı değil.
Televizyondaki yorumcular da rahat koltuklarında şöyle diyecekler:
- Bir kez da pozisyonu görelim.
- Yan kameradan alalım.
- Yavaş çekim yapalım.
- Metin’in ayakucuna bir de sol elinin hareketine dikkat edelim. Görüntüyü yaklaştıralım. Durduralım.
- Sağ elinin üçüncü parmağına bir dikkat edelim. Orayı göstersin yönetmenimiz.
Ve karar:
Pozisyon penaltıydı ya da fauldü ya da değildi her neyse işte. Anlamak isteyen anladı.
Sonra mı?
- Bu hakem derhal düdüğünü duvara asmalı.
- Topçuların alın teri bu kadar gasp edilemez kardeşim.
- Böyle hakem olmaz olsun.
Bu tür programların reytingi yüksekmiş genelde. Demek ki dinleyen de konuşanda şunu diyemiyor şunu düşünemiyor:
— İyi güzel de yerden yere vurduğunuz bu zavallı(!) hakem – verdiği karar gerçekten hatalı olmuş olsa bile- sizin gibi pozisyonu dakikalarca önden, arkadan, üstten izleyip de mi karar veriyor?
Ya, yenilen takımların antrenörlerine , futbolcularına ne demeli?
- Hakemler hakkında ben konuşmak istemiyorum ama bu hakem…
- Resmen puanımız çalan ve kendisini hakem sanan
- Pozisyonu az evvel elli kere kameradan izledim. Pozisyon… Böyle bir hakem seyirciyi tahrik etti, futbolcu arkadaşlarımızı…
Statlardaki şiddetten herkes şikâyetçi.
Herkes, ailece maçlara gidememekten şikâyetçi.
Hakemlere biraz daha hoşgörülü davranmak gerekemez mi? Birilerine hoş görünmek için acımasızca hakemlere saldırmak doğru mudur?
Hakemlik, özellikle futbol hakemliği, bir sevda herhalde. Bu kadar tacize, bu kadar kışkırtmaya, kin dolu bu kadar konuşmaya, acımasızca yapılan bu kadar tenkite rağmen hala dimdik ayakta… Hakemlik her babayiğidin yapabileceği bir iş değil. Kutlamak gerek yapanları...
***
GÜZEL SÖZ: Silginiz kaleminizden önce bitiyorsa yanlışımız çok demektir.( J.JENKINS)
19 Ağustos 2015 Çarşamba
16 Ağustos 2015 Pazar
HOBİ
Üst başlıklardan bazıları:
Müzik,
Resim,
Edebiyat,
Takı,
Yemek,
Koleksiyon,
Örgü.
Yukarıdaki üst başlıkların alt başlıkları ve onlardan olası iki tanesi:
Halk müziği, bone,
Kara kalem, yaşayan ressamlar,
Şiir, divan edebiyatı
Ayağa takılanlar, taşlar
Tatlılar, Osmanlı mutfağı
Pul, çakmak
Kazak, dantel
Yukarıdaki örnekler pek çok insanın “ hobi “ deyince aklına gelenler. Kim bilir, klozet kapağı toplama gibi uç örnekler de vardır. Avrupa'da doğup büyüyen, yetişen bir profesörün eşine dostuna bağlama yapması, para konusunda sıkıntısı olmayan birinin takıyla uğraşması, yaptığı takıları para ile satması ve bu takılardan elde ettiği geliri bir hayır kuruma bağışlaması. 95 yaşında bir insanın hiç ara vermeden 85 yıldır günce yazması ve bunun sayesinde yaşadığını iddia etmesi...
Maket gemi yapmak, kol bastı oynamak...
Gazetelerden, fotoğraflı ilginç haber toplamak, bunlara kendince yorum yapmak ve arşivlemek…
Getiri beklemeden, roman yazmak, beste yapmak, kelebeklerin yaşamını incelemek, fotoğraf çekmek
Hobi, kuruntudan kurtarır insanı. Hobi mutluluk anahtarıdır, var olması bile iyidir. Hobi boş bir uğraş değildir bazılarının iddia ettiği gibi ve de hobi pahalı bir alışkanlık da değildir. Evet, para harcatan hobiler vardır ama zaman içerisinde para kazandıran hobiler de vardır. Ruhen dinlendiren hobiler de...
Hobi, stres dolu dünyada ( ki stresin pek çok derdin tetikleyicisi olduğunu konunun uzmanları dile getiriyor) zorluklara göğüs germenin bir aracıdır. Bunun içindir ki ruh hekimleri, psikologlar hastalarına ve danışanlarına “ kendinize bir meşgale bulun” derler sık sık. İşte bu meşgale hobi yani “düşkü” dür.
Aslı İngilizce olan ( hobby) hobinin anlamı uğraşı demektir ki bunun açılımı da şöyledir: Bir kişinin asıl mesleği dışında ya da yapması gereken işi dışında hoşça vakit geçirmek amacıyla yaptığı amatörce çalışma.
Hülasa her insanın en az bir uğraşısı mutlaka olmalıdır Henüz yoksa da kendini sorgulayarak daha da fazla geç kalmadan bir hobi edinmeli, edinmemekle de kalmamalı bu hobisini merhale merhale geliştirmelidir. En azından samimi olarak bunu bir denemelidir.
***
Güzel Söz :Zamanınızı harcama şekliniz paranızı harcama şeklinizden daha önemlidir. ( D.B.Morris)
Üst başlıklardan bazıları:
Müzik,
Resim,
Edebiyat,
Takı,
Yemek,
Koleksiyon,
Örgü.
Yukarıdaki üst başlıkların alt başlıkları ve onlardan olası iki tanesi:
Halk müziği, bone,
Kara kalem, yaşayan ressamlar,
Şiir, divan edebiyatı
Ayağa takılanlar, taşlar
Tatlılar, Osmanlı mutfağı
Pul, çakmak
Kazak, dantel
Yukarıdaki örnekler pek çok insanın “ hobi “ deyince aklına gelenler. Kim bilir, klozet kapağı toplama gibi uç örnekler de vardır. Avrupa'da doğup büyüyen, yetişen bir profesörün eşine dostuna bağlama yapması, para konusunda sıkıntısı olmayan birinin takıyla uğraşması, yaptığı takıları para ile satması ve bu takılardan elde ettiği geliri bir hayır kuruma bağışlaması. 95 yaşında bir insanın hiç ara vermeden 85 yıldır günce yazması ve bunun sayesinde yaşadığını iddia etmesi...
Maket gemi yapmak, kol bastı oynamak...
Gazetelerden, fotoğraflı ilginç haber toplamak, bunlara kendince yorum yapmak ve arşivlemek…
Getiri beklemeden, roman yazmak, beste yapmak, kelebeklerin yaşamını incelemek, fotoğraf çekmek
Hobi, kuruntudan kurtarır insanı. Hobi mutluluk anahtarıdır, var olması bile iyidir. Hobi boş bir uğraş değildir bazılarının iddia ettiği gibi ve de hobi pahalı bir alışkanlık da değildir. Evet, para harcatan hobiler vardır ama zaman içerisinde para kazandıran hobiler de vardır. Ruhen dinlendiren hobiler de...
Hobi, stres dolu dünyada ( ki stresin pek çok derdin tetikleyicisi olduğunu konunun uzmanları dile getiriyor) zorluklara göğüs germenin bir aracıdır. Bunun içindir ki ruh hekimleri, psikologlar hastalarına ve danışanlarına “ kendinize bir meşgale bulun” derler sık sık. İşte bu meşgale hobi yani “düşkü” dür.
Aslı İngilizce olan ( hobby) hobinin anlamı uğraşı demektir ki bunun açılımı da şöyledir: Bir kişinin asıl mesleği dışında ya da yapması gereken işi dışında hoşça vakit geçirmek amacıyla yaptığı amatörce çalışma.
Hülasa her insanın en az bir uğraşısı mutlaka olmalıdır Henüz yoksa da kendini sorgulayarak daha da fazla geç kalmadan bir hobi edinmeli, edinmemekle de kalmamalı bu hobisini merhale merhale geliştirmelidir. En azından samimi olarak bunu bir denemelidir.
***
Güzel Söz :Zamanınızı harcama şekliniz paranızı harcama şeklinizden daha önemlidir. ( D.B.Morris)
30 Temmuz 2015 Perşembe
AĞLADI
Bir şeyler oldu,
Belki geçmişinden bir şeyler anımsadı
Belki bir derdi depreşti,
Orta yerde
Başladı ağlamaya
Herkes bir hoş oldu, dondu kaldı
Herkes mazisinde bir yerlere gitti bir an
Bir kişi yanaşıp da yanına
Omzuna dokunmaya cesaret edemedi
Şen şakrak biriydi
Gam kasvet uğramazdı belli ki yanına
Eli de açıktı gönlü de
Bu gözyaşları sana yakıştı mı be diyeceğim amma…
***
Güzel söz: Yeryüzünde gün ışığına layık olmayan nice insan vardır. Ama güneş her gün yeniden doğar. ( Seneca)
***
30 Haziran 2015 Salı
İTİRAF
Şarkılar yazmadım gözlerine
Boyunu fidana, yanağını elmaya
Dudağını kiraza benzeterek övmedim seni
Fazlası vardı belki, belki yoktu hiç görmedim.
Saçlarının kokusu ile kendimden de geçmedim
Sanma ki ben seni sevmedim,
Ben sendim, sadece seni sevdim.
***
Güzel Söz: Zamanını seninle birlikte geçirmeye hazır almayan biriyle geçirme.( Babriel G. Marquez)
***
Şarkılar yazmadım gözlerine
Boyunu fidana, yanağını elmaya
Dudağını kiraza benzeterek övmedim seni
Fazlası vardı belki, belki yoktu hiç görmedim.
Saçlarının kokusu ile kendimden de geçmedim
Sanma ki ben seni sevmedim,
Ben sendim, sadece seni sevdim.
***
Güzel Söz: Zamanını seninle birlikte geçirmeye hazır almayan biriyle geçirme.( Babriel G. Marquez)
***
21 Haziran 2015 Pazar
HUZUR KALMADI
Gökyüzü yeryüzüne küstü hiç yüzünden
Yeryüzü, ”Ne halin varsa gör.” dedi kesti selamı
Yangına körükle gidenler de olunca
Sürtüşme büyüdü
Sızı tüm bedeni sardı
Bulutlardan terki diyar edenler oldu
Yağmur az düşer oldu yeryüzüne
Başaklar sarardı vakit dolmadan
Balıklar telef olmaya başladı tek tek
Güneş de astı yüzünü
Az görünür oldu.
Cennet gibi belde cehenneme dönüştü yine
Aklı olup da fikri olmayanlar yüzünden;
Olan gene garibana oldu.
Gökyüzü yeryüzüne küstü hiç yüzünden
Yeryüzü, ”Ne halin varsa gör.” dedi kesti selamı
Yangına körükle gidenler de olunca
Sürtüşme büyüdü
Sızı tüm bedeni sardı
Bulutlardan terki diyar edenler oldu
Yağmur az düşer oldu yeryüzüne
Başaklar sarardı vakit dolmadan
Balıklar telef olmaya başladı tek tek
Güneş de astı yüzünü
Az görünür oldu.
Cennet gibi belde cehenneme dönüştü yine
Aklı olup da fikri olmayanlar yüzünden;
Olan gene garibana oldu.
12 Haziran 2015 Cuma
4 Haziran 2015 Perşembe
DİDAKTİK ŞİİR
Yüz iyilik yaptı A’ya
Bir gün bir isteğine “ hayır” denilmesi gerekiyordu
Demeyi becerip aştı kendini belki
Belki ihmal etti, gerçekleştiremedi
Yapılan güzellikler anında unutuldu,
Bir çırpıda silindi A’nın defterinden.
İnsanoğlu işte…
Evladı C’ye bunu öğretti B
Üzme dedi, üzülme dedi
Kantarın topuzunu kaçırma dedi,
Beklentisiz yap dedi her yardımı
Ata nasihatini kulak ardı etmedi evlat
Yaşamı boyunca kimseden bir şey beklemedi hiç
Kadirşinaslar da var elbette dünyada
Onlara rast geldi ise kazara
Onlarla güç kazandı
Nankörlere gülüp geçmeyi becerince de
Vefasızlıklara üzülmedi, mutluluğu yakaladı.
1 Haziran 2015 Pazartesi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)