30 Aralık 2010 Perşembe

ŞANS ya da ŞANSIZLIK

Şans ya da şansızlık nedir?
Şans ya da şansızlık diye bir şey var mıdır yoksa bunlar insanlar için birer gizleme midir?
Sizce, bazılarının da iddia ettiği gibi şans ya da şansızlık birer kader midir?
Şansızlık başarısızlığa mazeret olabilir mi?
Şans sözcüğünü Türk Dil Kurumu’nun sözlüğü” Mantıkla açıklanamayan rastlantısal olayların neden olduğu güç.”şeklinde tanımlıyor. Şansızlık da bunun tam tersi tabii ki.
Şans ya da şansızlığın yarattığı ya da şans ya da şansızlıkların neticelerini ortaya çıkarttığı sonuçlar üzerinde düşünmeli midir insan?
Şanstan şikâyet eden var mıdır pek bilinmez ama insanlar öyle olaylar yaşarlar ki zaman zaman, yani, onu şansızlık olarak adlandırmaktan başka yapılabilecek bir şey yoktur.
Şans ya da şansızlık… Hayatın her aşamasında her insanın başına gelebilir. Şansın başa gelmesi elbette hoştur ama ya şansızlık… Moral bozar, günü zehir edebilir hatta hatta hayatının gidişatını kökten değiştirebilir. Şimdi, şans da insan hayatının gidişatını yüz seksen derece değiştirebilir denilebilir ama şansızlığın değiştirmesi bir başkadır, arzu edilmez.
Şans ya da şansızlık… Doğumdan ölüme her an karşımıza çıkabilecek iki durum.
Bir iş yeri düşününüz. Mesai saat 9.00’da başlıyor ama bir kişi hariç uyan yok. Patron ya da müdür saat 11.00’e doğru geldiği için çalışanlarda 9.30’a doğru geliyorlar. Alışılmış, kimseye de bu durum garip gelmiyor.
Ve biri yıllardır saat 9.00’da hatta birkaç dakika kala işinin başında. Ona da alışılmış.
Ve bir gün bu kişi, diyelim ki adı Hasan, Hasan bir gün işe gitmek için evden çıkarken bina yöneticisi ile karşılaşıyor. Bina sorunlarından birini yönetici anlatmaya başlıyor, anlatıyor, anlatıyor, Hasan “ tamam tamam” nezaketsizliğini göstermiyor ama sık sık sık da saate bakarak bir şeyler ima etmeye çalışıyor. Nihayet yönetici anlıyor , “ Sizi tutmayayım, işe gidiyordunuz herhalde.” deyip onu serbest bırakıyor.
Hasan’ ın on dakikası gitmiştir. İşe zamanında yetişmesi olanaklı değildir yürüyerek. Bir taksi tutuyor. Biniyor trafiğin tıkanma olasılığını da düşünerek çok iyi bildiği bir ara sokağa yönlendiriyor şoförü. Ve biraz sonra, Hasan beyninden vurulmuşa dönüyor. Yol kazılmıştır. İleriye gitmek mümkün değildir. Bu dar yoldan epeyce bir geri geri gidilecektir. Sokağın başında bir işaret olsaydı bu yola girilmeyecek gene de saat 9.00’da iş yerinde olunabilecekti
Hasan, 9.21’gece iş yerinden içeri girer. Neredeyse bir yıldır saat 10.00’dan 11.00’den evvel işe gelmeyen patronun o gün erkene geleceği tutmuştur. Hasan’ı görünce saate bakar, saati işaret eder, “ Hayır ola, bu saatte…” der gibi başını iki yana sallar. Hasan’ın yerinde olmak ister miydiniz?
Bir öğretmen düşünün. Günlerden diyelim ki perşembe. Dışarıda. Okulda dersi var ama son saat. Bir ders. Dışarıda işleri vardır. Yapar. Yorulmuştur, oturur bir yerde bir kahve içer, gevşer. Eve gitmeye, üzerini değiştirmeye, kitaplarını dosyalarını almayı gözü yemez. Zaten bir ders saati vardır, o derste yapacakları da bellidir. Güngör Hoca yılların öğretmenidir, çantasız, dosyasız, , plansız programsız sınıfına girdiği vaka değildir…
Okula gider Güngör Hoca, kılık kıyafetine de pek özen göstermemiştir çünkü işini bitirdikten sonra eve dönmeyi planlamıştır evden çıkarken, birkaç dakika da gecikir velinin biri yüzünden, sınıfına çıkarken acele acele…
Okulda müfettişler vardır. Daha bir hafta okulda olacaklardır ama ( şans/şansızlık işte) biri Güngör Hoca ile derse girmek için hazırlanmıştır.
Müfettiş, Yakup Hoca’ya bir şey demez ama onu tepeden tırnağa “ Siz derse böyle mi giriyorsun” dercesine öyle bir süzer ki, Güngör Hoca perişan olur, ilk mektep talebesi gibi durumu mazeret olarak anlatmayı da onuruna yediremez. Onuru kırılır. Ertesi günü de istifasını verir.
Üç ailenin yedi ferdi Şemsi Bey’in otomobiline sıkışmaya çalıştıkları bir anda, Fahrettin Bey çıkagelir. “ Hayrola? “der. Pikniğe gideceklerdir… “ Durun” der,” Beni de bekleyin. “ Arabanın anahtarını alıp geleyim.” Beş dakika sonra da karısı ve kızı ile iner. Şemsi Bey’in arabasından da Tarık Bey’i on iki yaşındaki Murat’ı Şemsi Bey’in arabasından alır.
Ve piknik yerine varmalarına dakikalar kala Şemsi Bey’in kullandığı araba şarampole uçar. Otomobildeki herkes yaşamını yitirir.
2011’de inşallah , “ Bu kadarı da olmaz!” denilen şansızlıklar sizi bulmaz.
“İyi düşünelim hoş olalım.” güzel bir felsefedir.
2011 öncesi senelerin nüsbet ya da menfi kazanımları ile ileriye dönük atılacak hayırlı adımlar 2011’i tırmanmaya başlanılacak merdivenlerin ilk basamağı yapabilir.
2012’ye eriştiğinizde (inşallah) 2011!in muhasebesini yaparken “ 2011” benim için iyi bir yıl oldu, demeniz temennimdir. İYİ YILLAR…

9 Aralık 2010 Perşembe

Güzel Sözler


Her istediğini yapamıyorsan yapabileceğin şeyleri iste.

TERENCE

Şaka çok ciddi bir sanattır.

GEORGE BERNARD SHAW

Her bildiğini söyleme, her söylediğini bil

CLAVDİUS

Hepimiz için bir dünya vardır. İyilikle kötülük, günahla suçsuzluk bu dünyanın içinde el ele yürür.

OSCAR WİLDE

İnsanın en büyük düşmanı doğrudan doğruya kendisidir.

ÇİÇERO

Talih bilgisizliğimizin ikinci adıdır.

LESLİE STEPHENS

İnsanlar yanlış yapabilirler, yalnız büyük insanlar yanlışlarını anlarlar

FERDİNAND VON KOTZEBUE

İnsan zevkin kölesi değil efendisi olmalıdır.

ARİSTOFANES

Affetmek güçlüyü daha güçlü yapar.

PUBLİLİUS SYRUS

İnsanı büyük ve küçük yapan kendi iradesidir.

SCHİLLER

İtimat edilmek sevilmekten daha büyük iltifattır.

GEORGE MAC DONALD

Kibir insanı mutluluktan uzaklaştırır.

LAMARTİNE

6 Aralık 2010 Pazartesi

GÜLERİZ AĞLANACAK HALİMİZE

Hoşça kal ciğerim, Allaha ısmarladık, dedim
Bay bay ( bye-bye) demek için açtıysa da ağzını
Asılan çehremi görünce, belki korktu
Belki Türk olduğunu anımsadı, belki de Türkçeden utandı
“Baaay “ çirkinliğinden vazgeçti; güle güle ciğerim, Allaha emanet, dedi.

Aklıma geldi celallendim gene bak
Dün de o malum kişi gene, mersi (merci) diyecek olmuştu amma
Çatınca kaşlarımı ben, vazgeçti Fransızlaşmaktan (!)
Gönül borcunu ödemek için
Teşekkür etti; sağ ol, dedi güzelleşti.


“Yaşa” yı “ yaşasın”ı unuttu çocuklar
Türk değil de İspanyol’muş gibi her biri, varsa “ole” yoksa “ole”
Bir de” tamam ya da oldu” yerine en basiti ile
Öyle bir “ okey” demeye başladı ki bazıları
Aşağı tükürsen sakal yukarı tükürsen bıyık…

Eşin yerini de partner almaya başladı neden bilmem
Televizyonlarda varsa partner yoksa partner,
Kerli ferli insanların ağzında
Partner aşağı partner yukarı
Sanırsınız ki partner “ Bulunmaz Bursa kumaşı”

… Efendim, niye mi gülüyorum?

Biz böyleyiz,
Ağlanacak halimize güleriz.

2 Aralık 2010 Perşembe

AYI-DAYI

Af buyurunuz, herkes bilir herkes kullanır
Hendeği geçinceye kadar ayıya dayı diyeceksin;
Böyle dediler, kabul ettik işimize geldiğinden belki
Karargah kurduk kapısının önünde
İkmal de de bulunduk
Frak da giydik
Dayı dayı, dedik
Alkışı da eksik etmedik;
Öpücüğü de...
Kızdıklarına taarruz ettik bizde acımasızca
Sevdikleri için alkış tuttuk nedenini bilmeden
Mahzunlanmak istedi mahmuzladık
Kan çanağı gözler görmek istedi, oluşturduk
Hendeği geçmemiz gerekiyordu
Sözüm meclisten dışarıya ama
Adam ayıydı, dayı dedik
Gözüne girmek için...
Demesin mi
Mecazi anlamda körüz belki ; ama aptal değiliz
Ayıyla iş yaparım seninle iş yapmam ;
Eğlendirdin beni bolca , sağ ol.

30 Kasım 2010 Salı

BİLGİ DAĞARCIĞIMIZI ÖLÇELİ Mİ?

1 - Aşağıdakilerden hangileri sert süreksiz ünsüzlerdendir?
a) pçtk b) bcdg c) fhşs d) ğ,n,m,j

2- Aşağıdakilerden hangisi Türkçe kelimelerin sonunda bulunmaz?
a) f,h,ş,s b) p,ç,t,k c) l,m,n,v ç)b,c,d,g

3- Aşağıdakilerden hangisine ünlü ile başlayan bir harf gelirse yumuşama gerçekleşmez?
a) tarak b) kitap c)ağaç ç) limon

4- Okuyanda ve dinleyende güzel duygular uyandıran ve de dizeler halinde yazılan anlatı türü nedir?
a) şiir b) günlük c) öykü ç) masal

5- Aşağıdakilerden hangisinin yazımında yanlışlık yoktur?
a) karnıbahar b) herkez c) hoşça kal ç) sağol

6- Türkçede yazıda var olduğu halde konuşmada kullanılmayan harf hangisidir?
a) b b) z c)ğ ç)g

7- Aşağıdakilerden hangisinde ünsüz yumuşaması yoktur?
a) yurdumuz b) çorabın c) bardağı ç) ağaçtan

8- “ ket” kelimesi yerine aşağıdakilerden hangisini kullanabiliriz?
a) düzen b) katı c) deneyim ç) engel

9- Aşağıdakilerden hangisinde öznel bir anlatım yoktur?
a) Mevsimlerden en güzeli kıştır.
b) Mevsimlerin sayısı dörttür.
c) Durum ne olursa olsun hayata pozitif bakmak lazım diye düşünüyorum.
d) El elin eşeğini türkü çağırarak arar.

10- Aşağıdakilerden hangisinde benzetme(teşbih) yoktur?
a) İncileri çok güzeldi.
b) Elma yanaklı bir köy kızı gelecek bugün buraya.
c) Kalem kaşlı yârim adında bir türkü var mıydı?
ç) İnci gibiydi kütüphanesindeki kitapları.

11- “ - de “bulunma hal eki aşağıdaki sözcüklerin hangisine getirilse ünsüz benzeşmesi ( ünsüz sertleşmesi ) gerçekleşmez?
a) sınıf b) taraf c) kat ç) dağ

12- Aşağıdakilerden hangisinde noktalama işareti eksikliğinden ötürü bir anlatım bozukluğu oluşmamıştır?
a) Üç gün öncesinden başladı hazırlanmaya.
b) Genç adama doğru koştu.
c) Baba trenden gülümseyerek indi.
ç) İzinsiz inşaata girmeyiniz.

13- Aşağıdakilerden hangisi yapı bakımından diğerlerinden farklıdır?
a) Türkçe b) gezgin c) camcı ç) bin


14- Aşağıdakilerden hangisi kelimenin türü bakımından diğerlerinden farklıdır?
a) yazar b) kazı c) gez ç) çalış
15- Aşağıdakilerden hangisi hangisinin yerine kullanılamaz?
a) vakit-zaman b) misafir-konuk c) kuşku-kuruntu d) hikaye-masal

16- Aşağıdaki altı çizili kelime ya da kelime gruplarından hangisinin yazımında hata yapılmıştır?
a) Sanırım birtakım sorunları var.
b) Canım benim, hiç kimseyi incitmez.
c) İnan Lütfullah her şey çok güzel olacak.
ç) Okuma yazma bilmeyen anneannemin bile birçok kitabı var.

17- Aşağıdakilerin hangisinde hem yapım eki hem de çekim eki vardır?
a) Türkçe b) İngiltere’ye c) Koreliler d) Alman

18-Aşağıdaki altı çizili kelimelerin hangisinin yazımında yanlışlık yapılmıştır?
a) Bugün Sultan teyzemi görmek için ASELSAN’a gideceğim.
b) İş için TDK’den teklif aldım.
c) Sebebini ben de bilmiyorum ama İng.yi seviyorum.
Ç )Adamcağız kg’yi bir güzel anlattı bize.

19- Aşağıdakilerden hangisinde bilgi yanlışı yoktur?
a. Genellikle olayları ve kahramanları olağanüstü olan masallarda, masalı anlatan bilinen geçmiş zaman(-di) kip eki kullanır.
b. En çok sevilen yazı türlerinden biri de denemedir. Denemede yazar, duygu ve düşüncelerini içinden geldiği gibi yazar. Yazdıklarının doğruluğunu göstermek için yazısına kanıtlayıcı belgeler ekler.
c. Güncel konuları ele alan, sadece yazanın görüşlerini, oda okuyucuyu fazla yormadan, yansıtan gazetedeki köşe yazılarına fıkra denir.
ç) Daha çok ünlü kişilerin yaşamını bir başkasının ağzından anlatan yazı türüne otobiyografi denir.

20- Aşağıdakilerden hangisi, kökü isim olduğu halde kendisi fiildir?
a) sula b) sevil c) gözlü ç) sürü

21- Aşağıdakilerden hangisi atasözü değildir?
a) Ayağını yorganına göre uzat.
b) Akılsız başın cezasını ayaklar çeker.
c) Alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste.
ç) Hayatta en hakiki mürşit ilimdir.(Atatürk)

22-Aşağıdakilerden hangisinde bilgi yanlışı vardır?
a. Bir yazıda ana fikri bulmak için şunlar sorulabilir: 1- Burada asıl anlatılmak istenen nedir? 2- Yazarın burada okuyucusuna vermek istediği mesaj(ileti) nedir?
b. Bir yazının konusunu(mevzunu) bulmak için, “ Burada yazar neden bahsediyor?” sualini sorabiliriz.
c. Duygu ve düşüncelerimizi sadece yazılı olarak anlatma çalışmasına kompozisyon denir.
ç ) Nesir cümlelerden, nazım mısralardan oluşan yazı çeşididir.

23-Aşağıdakilerden hangisi kalınlık-incelik uyumuna uyar?
a) öğrenci b) tesadüf c) mesela ç) talebe


24-Aşağıdakilerden hangisi bir festival duyuru afişinde bulunmasa da olur?
a) Tertip komitesi b) Festivalin adı ve içeriği c) Festivalin yapılacağı tarih ç) Afişi hazırlayanın ismi ile afişin hangi matbaada basıldığı
TÜRKÇE DİL BİLGİSİ BİLGİLERİMİZİ ÇOKTAN SEÇMLİ SORULARLA SINAYALIM MI?



1- Aşağıdakilerden hangisinin yazımı doğrudur?
a) bir kaç b) yada c) dilbilgisi ç) bir şey d) Herkez

2- Gerçeklerden hareketle yazılmış olsalar bile olayları ve durumları kurgulayarak anlatan, olmuş ya da olabilecek olayları ele alan ve de fazla da uzun olmayan edebiyat eserlerine verilen ad aşağıdakilerden hangisidir?
a ) Roman b) masal c) hikâye ç) makale d) fabl

3- Belli bir konu, yer ve dönemle ilgili konuları kapsayan ya da en iyilerini seçen, bilimsel kitapların genellikle arkasında, kitap hazırlanırken faydalanılan eserleri içeren yayın listesine ne ad verilir?
a) bibliyografya b) biyografi c) etnografı ç) morfoloji d) seçki

4- Kelimeleri oluşturan anlamlı en küçük dil birliklerine ne ad verilir?
a) kök b) gövde c) ek ç) cümle d) hece

5- Aşağıdakilerden hangisi büyük ünlü uyumuna ( kalınlık incelik) uymaz?
a) çamur b) dudak c) gelincik ç) mesafe d) mah

6- Bir sözcüğün üzerindeki yapım ve çekim ekleri kaldırıldıktan elimizde kalan ve de belli bir anlamı olan en küçük parçaya ne denir?
a) kök b) ek c) gövde ç) hece d) harf

7- Aşağıdakilerden hangisinde yer alan tüm harfler geniş ünlüdür?
a) a,e,o,ö b) o,ö,u,ü c) a,ı,o,u ç) e,i,ö,ü d) b,c,ç,d

8- Aşağıdakilerden hangisi “ek” in özelliklerinden değildir?
a) Tek başlarına kullanılmazlar çünkü anlamları yoktur.
b) Başlarına kısa çizgi(-) konularak gösterilir.
c) Çekim ekleri yapım eklerinden önce yer alır?
ç) Ünlü uyumuna uyarlar, bu nedenle birden çok biçime girebilirler.
d) Ses ya da ses birliklerinden oluşabilirler.
9- Aşağıdakilerden hangisinde bilgi yanlışı vardır?
a) Bir dilde yeni kökler türetilemez. Türetme mevcut köklerden sadece yapım ekleri vasıtasıyla yapılır.
b) Ekler bir ya da birden fazla sesten oluşabilir.
c) Dünya dillerinde ön ek, iç ek ve son ek olmak üzere üç ek vardır. Türkçemizde sadece son ekler vardır?
ç) Türkçemizde çekim eklerinin sayısı yapım eklerinden fazladır.
d) Türklerin kullandığı ilk alfabe (abece) Göktürk alfabesidir.
10- Aşağıdakilerden hangisinde iki yapım eki vardır?
a) öğrenci b) yazlıkçı c) çocuklardan ç) Türklük d) mızmız

11- Aşağıdakilerden hangisi fiilden türetilerek gene fiil olmuştur?
a) gözle b) kazı c) gözlem ç) imtihan d) bezgin

12- Yapım eki almamış sözcükler basit yapılı sözcüklerdir. Bir kelimede yapım eki varsa o sözcük türemiş sözcüktür. Türemiş sözcüğe gövde de denir. Aşağıdakilerden hangisi gövdedir.
a) selviler b) gözlerden c) tepe ç) semerci d) aneanne




13- Aşağıdakilerden hangisi nesnel anlatım değildir?
a) Hikâye yazmak roman yazmaya göre daha zordur. B) Ömer Seyfettin’in Bomba isimli bir hikâyesi vardır. c) Olmuş ya da olması olası olayları kurgulayarak düzyazı (nesir) ile anlatan kısa edebiyat yapıtlarına hikâye denir. ç) Hikâyeler olay ve durum hikâyeleri olmak üzere iki kategoride incelenir. Olay hikâyelerinin kurucusu Anton Çehov durum hikâyelerinin kurucusu ise Guy de Maupassant’tır. d) Türkçemizde ğ yazıda gösterilir ama konuşmada söylenmez.

14- Aşağıdakilerden hangi eşleştirme eş anlamlı kelimeler olarak yanlıştır?
a) subjektif –öznel b) fiil- eylem c) misafir-konuk ç) nesnel-göreceli d) imla-yazım

15- Aşağıdaki kelimelerden hangisinin Türkçe kökenli olma olasılığı fazladır?
a) Televizyon b) cevap c) talebe ç) yanıt d) hikâye
16- Aşağıdakilerden hangisi “ benzetme “ yerine de kullanılır?
a) teşbih b) teşhis c) intak ç) kişileştirme d) tecahül-i arif

17- Aşağıdakilerden hangisinde bir anlatım bozukluğu yoktur?
a) Anneannem epeyce bir ilgi ve alaka gösterdi. b) Sigara ve alkol içerse kanser olma şansı çok fazla. c) Büyükbaban aldığım parayla gözleme ve ayran içtik. ç) Bu imtihana çok çalıştım Ayşegül. d) Alkollü araç kullanılmaz.

18- Türkçemizde çoğunlukla iki heceli kelimelerin sonunda düz ünlü ( a,e,ı,i) varsa ve o kelimeye ünlü ile başlayan bir ek geliyorsa( çoğunlukla organ isimlerimiz ve dilimize yabancı dillerden giren kelimeler için geçerlidir) ikinci hecede bulunan ünlü ses düşer. Dilimizde buna ünlü düşmesi(ses düşmesi-hece düşmesi) denir.
Aşağıdakilerden hangisinde buna bir misal(örnek) yoktur?
a) burnu b) fikri c) yanlış ç) oturak d) sabrım
19- Aşağıdakilerden hangisinin sonuna – ler eki getirilemez?
a) serçe b) defter c) koşucu ç) seçici d) geveze
20- Aşağıdakilerden hangisinde ünsüz benzeşmesi ( yumuşak ünsüzlerin sertleşmesi) vardır?
a) ekten b) artık c) okuldu ç) kaygan d) taraklılardansan
21- Aşağıdakilerden hangisinde bilgi yanlışı vardır?
a) Ünsüz benzeşmelerinde değişim kökte değil ekte olur.
b) Fiil köklerinden sonra –mek/-mak mastar eki getirilebilir.
c) Gerekli durumlarında bir kelimenin fiil olduğunu göstermek için başına kısa çizgi(-) konur.
ç) “kar” kelimesi ortak(ikili) kök olarak gerektiğinde isim gerektiğinde fiil olarak kullanılabilir.
d) Okuyanda ve dinleyende güzel duygular uyandıran ve dizeler halinde (manzum olarak) yazılan edebiyat eserlerine şiir denir.
22- Aşağıdaki eşleşmelerden hangisi doğru değildir?
a) haz duymak….. keyif almak b) köşeye çekilmek… tek başına kalmak
c) hüküm vermek… iyice düşündükten sonra bir karara varmak ç) benliğine işlemek… ezberlemek d) mütalaa… bir konu üzerinde düşünüp değerlendirme yapmak
23- “gözcülerin” kelimesi için aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
a) kelimenin kökü “göz” dür ve isimdir. b) bir tane yapım eki vardır
c) iki çekim eki vardır ç) kelimenin kökü gözcüdür ve isim soyludur.
d) kelime yapım eki aldığından ötürü gövdedir, yani türemiştir.
24- Doğa seslerini ve de hayvan seslerini ifade eden kelimelere dilimizde yansıma sözcük denir.
Aşağıdakilerden hangisi yansıma sözcük değildir?
a) tık b) hav c) tıssss ç) gümbür d) sarı

25-Aşağıdakilerden hangisinde bilgi yanlışı vardır?
a) Sahnede oynanmak için yazılan eserlere piyes, oyun ya da tiyatro denir.
b) Olmuş ya da olması olası (mümkün)olayları kurgulayarak anlatan genellikle de en fazla on sayfa olan çalışmalar hikaye ya da öykü denir
c) İnsanlara ders vermek amacıyla yazılan kahramanları genellikle hayvan olan manzum( mısralardan oluşan) yazılara fabl denir
ç) Herhangi bir konudaki duygu ve düşüncelerimizi fazla derine girmeden anlattığımız yazılara deneme denir
d) Daha çok olması mümkün olmayan olayları ele alan ve de –mişli geçmiş zaman kullanılan yapıtlara(eserlere) senaryo denir.


Cevap Anahtarı:

1-ç 2-c 3-a 4-a 5-ç 6-a 7- a 8.c 9.ç 10.b 11.b 12.ç 13.a 14.ç 15.ç 16.a 17.ç 18.ç 19.c 20.a 21.c 22.ç 23.ç 24- d 25-d

28 Kasım 2010 Pazar

MERHABA VE DÜŞÜNCE


—Şu dünyada ne tip insanlar var be, dedi Bora.

-Hıı, dedi Turgay. Çekti burnunu.

—Şuna bak, adam yalnız başına oturuyor da gelip bir merhaba demiyor be. Başıyla bile selam vermiyor.

Ellerini dizlerine bastırdı, kalkacak gibi yaptı.

-Göz göze geldik az evvel, dedi.


Kısa bir süre önce kesilen müzik tür değiştirerek yeniden başladı.

—Ah, dedi yan masada oturanlardan biri. Ellerini masaya vurdu,müziğe eşlik etmeye kalkıştı:

“Gideriz biz iklimiz
Kestanedir yükümüz”

—Kes be, dedi biri.

“Kestanedir yükümüz
Şu Şarköy’ün içinde,
Elti olcaz ikimiz.”

—Kes dedik ya be, dedi az evvelki sesin sahibi.

Biraz önceye göre daha sert çıkmıştı sesi.

Kesti. Ağır ağır kalktı. Etrafına bakındı.

—Kim dedi onu?

—Ben dedim, dedi biri, duvar dibindeki masadan. Pek çok kişi o tarafa çevirdi başını.

— Ben dedim, n’olcak?

İri yarıydı. Güçlü kuvvetli bir adama benziyordu.

—İyi dedin ağabey, diline sağlık dedi türküye eşlik eden adam.

Yutkundu, çöktü.

—Şuna bak be, dedi arkadaşına. “Biraz eğlenelim dedik, az kalsın eğlendirecektik.”

-Kafayı bulmaya başlayınca bir hoş oluyorsun ama sende, dedi arkadaşı.

—Sen buna kafa bulmak mı diyorsun? Hafifçe eğildi. Elleriyle tempo tutarak başka bir türküye başladı:

“Yatırdım, yatırdım dam sesine
Tiskindim düştüm cam sesine.”

Kıs kıs güldü. Durdu. Elini yanağına dayadı, başka bir türküye geçti:

“Kar mı yağmış aman aman Kütahya’nın dağına aman aman
Ateş düştü ciğerimin aman bağrına
Gül donatmışlar aman aman....
Gayırma sevdiğim gün böyle kalmaz
Yanar yüreğimin ateşi sönmez...”

Sustu... içini çeke çeke ağlamaya koyuldu.

— Yahu dur ne yapıyorsun? dedi arkadaşı.

Kalktı yanına yanaştı... Koluna girdi: “ Haydi kımıldan, kımıldan biraz... Kalktı dışarıya çıkalım biraz, hava alalım...” Biraz da zorlayarak kaldırdı; koluna girdi.

Dışarıya doğru yürüdüler...

İçkisinden bir yudum aldı Bora.

— Kapının yanındaki masaya baksana, dedi. Geğirdi.

— Kapının yanındaki masa mı?

Hafifçe kalktı. Gözlerini kısarak baktı.(Uzağı pek seçemezdi.) “Kapının yanındaki masa...” diye söylendi. Kapının yanındaki, onun yanındaki masalara baktı.

Bora’ya döndü.

—Göremedim kimseyi, dedi. Kimdi?

—Kapının yanında ayna var ayna, aynanın hemen önündeki masaya baksana... Gri kravatlıyla dikkat etsene.

—Ben adamı seçemiyorum sen gri kravattan bahsediyorsun, dedi Turgay. Güldü kendi kendine ve döndü baktı tekrar. Zorladı kendini, gördü ve tanıdı.

— Şey değil mi o?

—Yaaaa, dedi Bora. “ Muammer.”

— Muammer, Muammer ya.

Hiç değişmemi değil mi?

— Nasıl da tanıyamadım demin be... Ne garip şeydi yahu...

Kendi kendine söylenir gibi konuşmuştu. Bora’ya döndü, gözlerinin içine bakarak: “Senin yanında oturuyordu değil mi?”

— Benim yanımda mı oturuyordu, dedi Bora güldü.”Ben öylelerini yanıma oturtur muyum be... Önümdeydi Fehmi’nin yanında.”

—Sahi Fehmi dedin de; ne yaptı o?

— Neyi ne yaptı?

—Bitirebildi mi okulu? Son gördüğümde bırakacağım falan diyordu da...

—Bıraktı herhalde.

—Yapma be.

—Öyle duydum. Hem...

Tamamlayamadı sözünü Bora. Böğründen biri dürtüklüyordu. Döndü.

—Ateşiniz var mı acaba? Dedi zayıfça bir adam. Sigarasını ağzına yerleştirmiş, yanaimıştı. İyice sarhoştu. Zor duruyordu ayakta.

Ters ters, kızgın kızgın baktı Bora:

—Yok dedi. Ateşimiz mateşimiz yok anladın mı?

Sesini alabildiğine yükseltmişti. Adamı itti.

—Ateşçi miyim ben de, dedi.”Ateşçi başı mıyım ben?”

Adam dudak büktü. Omuzlarını kaldırdı indirdi. Bir şeyler mırıldanarak döndü, gitti...

—Boş ver, dedi Turgay.

—Hayır, dedi Bora. “Sigarasını taşıyan ateşini de taşısın.”

Tekrar: “ Boş ver” dedi Turgay. “Aldırma.” Sigara paketini çıkardı, uzattı.

—Yak bir tane.

Bir tane aldı Bora. Kulağının arkasına koydu aldığı sigarayı.

—Yaksana, dedi Turgay.

—Sonra yakarım.

—Ne insanlar var be?

— Öyle...

—Muammer’e diyorum... Bir gün hiç unutmam kimya dersindeyiz. İmtihandayız... Hoca soruları sormaya başladı bende kalem yok... Yanıma da, yanımdaki çocuk gelmediği için onu oturttu.

— Muammer’i mi?

—Hişt bir kalem versene dedim, dürterim, çimciklerim adam bana mısın demez.

— Bir kere de ben istemiştim.” İmtihana gireceğimizden haberin yok muydu arkadaşım” dedi. O gün bugündür konuşmuyorum. Ukala...

Bora ceketinin cebinden çakmağını çıkardı: “Bir sigara versene” dedi.

25 Kasım 2010 Perşembe

GÜZEL SÖZLER

Her memleketin hak ettiği bir hükümeti vardır.

JOSEPH DO MAİSTRE

Çok defa korku, yalan söylemeyi öğretir.

ALFRED DE VİGNY

El, ayağın çalışmasından hoşnut değilse, sorumlu baştır.

NİZAMİ

Ben arıyım dersin balın var mıdır?

AŞIK VEYSEL

Şefkat öyle bir dildir ki, sağır da işitebilir, kör de okuyabilir.

MARK TWTON

Vatan için ölmek de var
Fakat borcun yaşamaktır.

TEVFİK FİKRET

Bir işi kimsenin yanlış bulamayacağı kadar kusursuz yapmak isteyen insan hiçbir şey yapamaz.

H. NEWMAN

Dertler için tek deva vardır, dünyanın bütün ilaçlarından iyidir, çalışmak.

DALE CARNEGİE

Uzun bir tartışma her iki tarafın da haksız olduğunun belirtisidir.

VOLTAİRE

Her şeyi kaybetseniz bile tecrübeleriniz size kalır.

THOMAS BABİNGTON MACAULAY

Herkesin kendi gider, namı kalır dünyada

AHMED RATIP PAŞA

Kılıcın yapamadığını adalet yapar.

KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN

24 Kasım 2010 Çarşamba

SÖZ GÜZEL DE...

Ağlama,
Geleceğin geçmişindedir,
Sermayen tecrübendedir
Duadan da destek al
Geleceğin tecrübendedir.

23 Kasım 2010 Salı

ATASÖZÜ DİNLEYEN ADAM


Tamam, niteliksizim deyince
Azıcık da boynunu eğince
Şaşırdı ne diyeceğini saldıran
Bir başka ya sabır çekti içinden,
Çevrelerinde vardı beş on kişi
Tamam, tamam uzatmayın dediler,
Niteliksizliği kabul etmiş gibi görünen
Akıllı mıydı yoksa korkak mı bilinmez ama
Vukuatı boldu niteliksizsin diyen niteliksizin
Sık sık hamasetlik taslar
Tilki de sanırdı kendini,
Mal meydandayken
Olay çıkartmak isteyenin
Ekmeğine yağ sürmenin manası yoktu,
Hem ne demiş atalarımız
Sabrın sonu selamettir,
İtle dalaşmaktan çalıyı dalaşmak yeğdir