BEŞİKTAŞ
Kara kartal
demişler
Gönül
vermişler
Siyah-Beyaz
‘ı görenler
ŞÜKÜR ALLAH SABIR ALLAH
Bayram
geldi geldi yine
Bayram
bizim neyimize
Garip
kaldık biz bu köyde
Dağ
da benim; ben dağım
Dede,
baba, ana, koca
Bırakıp
gittiler ora
Zaten
yoktur bir gardaşım
Evlat
da hayırsız orada
Şükür
çekmek bize kaldı
Şükür
Allah sabır Allah
Vardır
bir bildiğin belli
Şükür
Allah sabır Allah
Şükür
ettik ediyoruz
Geleceği
bekliyoruz
Gayret
bizden takdir senden
İsyan
çıkmaz bizim dilden
Şükür
Allah sabır Allah.
TERTEMİZ BİR KENDİN İSTE
Gel,
Tertemiz bir dünyadan önce
Bir ev iste ak pak
Bir yüz iste
Kırıştırılmamış bir defter
yaprağı
Karalanmamış bir kitap
Ve
Tükürülmemiş bir sokak iste
İlk adımın yavruna olsun da
Küfrünü alkışlama onun
Hoşgörün temizliğine olsun
Gel istersen dostum
Tertemiz bir dünyadan önce
Tertemiz bir kendin iste.
KARIŞIK ŞİİR
Boşa dememişler bellemenin yaşı yok
İtiraf etti işte
Bildi bileli kendini
Sıfıra sıfır elde var sıfırmış her konuda
Dönmüş durmuş yaşamı boyunca
Bir arpa boyu yol kat edememiş
Sıfıra sıfır elde var sıfır
Bir şey eksik de ne?
Saçı ağartmış değirmende
Bel de bükülmeye başlamış hafiften
Baston da yardım umar olmuş artık
Göz açıp kapayıncaya kadar geçmiş ömür
Ama, onun kitabında
Yazmazmış yok diye bir şey
Hak ne ederse iyi eder,
Bakalım ne eder?
Dün, hindi gibi düşünen çocuk
Acıtmış içini
Dayanamamış, gitmiş, sormuş
— Hayırdır bu ne iş
Bu yaşta gemilerini mi batırdın Karadeniz’de uşak…
Anlamış mı anlatmış mı bir şeyler çocuk
Anlamamış pek
Çıkmış aklından da
Bir sorunu mu varmış
Yoksa bir projesi mi ne
İyi düşünüp iyi karar verirse
Meseleyi halletmiş demekmiş
Akıl sorsaymış uşak
Verecekmiş cevabını bolca amma
Zamane çocuğu işte
Aklı ne etsin?
Bizimkinin kafasına bugün dank etmiş,
Köftehorun dedikleri,
Meseleyi döküvermiş önüne sanki
Sorguya çekmiş çaktırmadan
Suallerine cevap aramış
Sorun “Neymiş de
Sorunu “Nasıl, nerede ve ne zaman” halledebilirmiş de
Bu sorunu “Neden?” halletmeliymiş de
Sorunu halletmek için Kim ya da kimlerle iş birliği yapabilirmiş de
“Mişini muşunu” sevsinler.
Önünde bir sorun vardı belli
Çocuk oyuncağı görüyordu sanki
Kestirip atacaktı bugün yarın da,
Keratanın çaktırmadan söylediği sorular takılmıştı aklına
Ne?
Ne zaman?
Nasıl?
Nerede?
Neden?
Kim ya da kimlerle?
SUSMAK İYİ
GELDİ
Biri
Bir şiir yazıver
dedi birine
Bir şiir
yazdı o biri
Bir şiir yaz
diyen
Tenkit
etmeye başladı şiiri
Nezaket
kurallarını da aştı
Çizmeyi de geçti
Şiiri yazan
dedi
Ben mi
istedim şiir yazmayı
Şiir yazan
köpürdü birden
Ben çizmeyi
aşamam
Haddimi aşıp
şiir yazamam deseydin dedi
Şiiri yazan hem
suçlu hem güçlü dedi sustu
Şiir yazan
da ayıp ettik dedi sükût eyledi
Sudan bir
sebepten ötürü uzasaydı tartışma
Felaket
kapıdaydı beki de
Susmak
ikisine de iyi geldi.
SİNİR BOZUCU BİR CÜMLE
Zaman zaman
atasözleri sözlüğüne bakmamızda büyük faydalar var. Malum, atasözleri yılların
birikimin imbikten geçirerek en kısa ve en etkileyici şekilde ifade edilmesidir.
“Dağ dağa küsmüş
dağın haberi olmamış.” sözüne, itiraz eden olabilir mi?
İnsanlar
muhtelif sebeplerden ötürü bir birlerine küser. Bu tek taraflı olabileceği gibi
karşılıklı da olabilir. Eğer karşılıklı ise küsme sebebi az çok bellidir. Ya
karşılıklı değilse? Örneği somutlaştırırsak Güngör, Yıldız’a küsmüş ise Yıldız
bu küskünlüğün sebebini bilebilir mi? Şimdi diyeceksiniz ki
“ Bir şey
olmuştur muhakkak, o da tahmin etsin. Peki, bu tahmin ya yanlışsa ne olacak?
Bu konuda
bir de küsen tarafın kullandığı sinir bozucu bir cümle var, İşte size bu sinir
bozucu cümlenin de kullanıldığı olası bir konuşmadan bir bölüm:
-
Hayırdır? Suratın beş karış.
- Yok bir şey.
- -Var var. Yoksa
sen bana küstün mü?
- -Evet, sana
küstüm.
-
Ne oldu ki?
-
Sen bilirsin.
-
Yaa, söylemezsen
ben nereden bileyim?
-
Bilirsin!
-
Vallahi
bilmiyorum. Söylersen belki…
-
Söylemeyeceğim.
Sen bil
Bir sebepten bir kişiye küsülmüşse ve o
kişi bunun gerçek sebebini bilmiyorsa onu bundan haberdar etmekte yarar var.
Bu durumda
da “ Ne oldu. niye küstün? ‘sualine verilecek cevap da ‘ Niye küstüğümü sen
bilirsin( düşün bu) olmamalı herhalde.’
AZ EVVEL
YEMEK YERKEN GÖRDÜM SİZİ
Tam arabayı
çalıştırmıştı ki 7-8 yaşlarında bir çocuk şoför mahallindeki sürücüye, Mete’ye,
ürkek bir şekilde seslendi:
-Amca!
Mete, çocuğa
baktı. Çocuk işaret parmağından da destek alarak ürkek bir ses tonu istirhamda
bulundu:
-Bir dakika
gelebilir misiniz?
Mete çocuğu
tepeden tırnağa süzdü. Çocuk temiz giyimliydi. Giysileri kaliteliydi de.
Mete otomobildeki
karısına baktı, çocuklarına baktı. Onlar da meraklanmıştı.
Mete
arabadan indi. Çocuk biraz uzaklaşıp durdu. Döndü, gülümsedi.
Mete, çocuğa
iyice yaklaştı.
-Efendim
yavrum, dedi.
Çocuk:
-Az evvel
yemekteydiniz, dedi.
-Evet.
- Siz bir
şey yaptınız.
-Ben bir şey
mi yaptım? Ne?
-İçki
içtiniz.
Mete bir an
şaşırdı. Böyle bir şey beklemiyordu. Evet dinlenme tesisi lokantasında bir
şeyler yemişlerdi o da yemekte küçük bir kadeh içmişti.
Mete, ağzı
laf eden bir adam olmasına rağmen söyleyecek bir şey bulamadı bir an.
-Ne demek
istediğini biraz açsan güzel çocuk, dedi
Bir an
sessizlik oldu. Çocuk merakını giderecek soruyu sordu.
-Arabayı siz
kullanmayacak mısınız?
-Ben
kullanacağım da, beni niye buraya çağırdın onu anlamadım ben.
-Ama ben
sizi gördüm. İçki içiyordunuz.
Mete konuyu
anlar gibi oldu. Çocuk belli ki biraz problemliydi
ona göre. Takıntılıydı. Alkollü araba kullanacağı için kaygılanmıştı Çocuğun
başını okşarken:
Mete,
çocuğun başını okşayarak onu rahatlatmaya çalıştı:
-Küçük bir
kadehçik yavrum, endişelenme sen. Her zamankinden daha dikkatli kullanacağım
arabayı, söz.
Mete’ni
karısı da kocası ile çocuğun ne konuştuklarını merak ediyordu. Bir an evvel de
yola çıkmak istiyordu. Arabanın kapısını açtı, seslendi:
-Haydi Mete,
gel artık. Ne konuşup duruyorsunuz böyle. Saat 02.30’du, önlerinde daha beş
saatlik bir yol vardı.
Mete,
tokalaşmak için elini uzattı:
-Uyarın için
teşekkür ederim, dedi. “Senin için söz verdiğim gibi çok dikkatli kullanacağım
arabayı. İstersen ailenden müsaade isteyerek telefon numaranı ver Muş’a varınca
sana telefon ederim.”
Çocuk tüm
sevimliliği ile uzatılan eli öpüp alnına koydu. Çekinerek:
- Bir şey
daha diyecektim, dedi.
- Haydi,
çabuk o zaman,” dedi Mete. Gülümsedi:” Hanımı kızdırmayalım. Ne demek
istediğimi evlenince görürsün.”
Çocuğun
gözleri doldu bir an. Mete’nin gözünden kaçmayan bu durum onu da etkiledi. Bu işte
bir iş var diye geçirdi içinden. Biraz çabuk ol tavrı ile:
Mete çocuğa
göre epeyce uzun boyluydu. Biraz eğildi,
- Hadi dedi.
“Seni dinliyorum.”
Çocuk isteğe
tane tane konuşarak uzun bir cümle ile cevap verdi:
- Siz çok
dikkatli kullanırsınız da, karşınıza çok dikkatli olmayan belki de sizin gibi
alkollü biri çıkarsa, size çarparsa, karınıza ya da çocuklarınıza bir şey
olursa, o küçük kadehi içmeseydim bu kazaya engel olabilirdim diye şey
yapmayacak mısınız?
Mete bir an
ürperdi. Korkarak sordu:
-Senin başına
böyle bir şey mi geldi?
Çocuk başını
öne eğdi.
-Geçen sene
bir düğüne gitmiştik biz. ( işaret
parmağını yarısını göstererek) Babam arkadaşlarını kırmamak için azıcık içti. Yolda,
kırmızıda durmayan bir kamyon bizi altına aldı. Annem öldü. Kız kardeşim sakat
kaldı.
Mete’nin içi
acıdı. Çocuğun başını okşadı bir şey söylemeden. Çocuk başını kaldırdı. “
Babamın kazada hatası yoktu ama hep o içkiyi içmeseydim belki kazaya engel
olabilirdim diye hep ağlıyor.”
Mete uzun
uzun başını salladı. Çocuğun ellerinden tuttu. Onlardan birini sevgi ile öptü. “
Sağ ol” dedi.
***
NOT: BU ÖYKÜ BURADA BİTİRİLDİ. SİZ, ARZU EDERSENİZ
BU ÖYKÜYÜ ( BELKİ DE YENİ KARAKTERLER EKLEYEREK ) GELİŞTİREBİLİR OKUYUCUNUN
TAHMİN EDEBİLECEĞİ YA DA SÜPRİZ BİR SONUÇLA BİTİREBİLİRSİNİZ.